7 Şubat 2017 Salı

TÜRKİYE’NİN ALTINLARI VE VARLIK FONU



Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin 490 ton olan Altın rezervinin 450 tonunun, İngiltere Merkez Bankası Bank Of England’da emanette olduğunu açıkladı. Bu açıklama, Türkiye’nin karmaşık gündeminde yeterince ele alınmadı. Hiçbir bağımsız devlet, geleceğinin güvencesi olan birikmiş servetini, başka bir devlete; borç vermez, emanetine koymaz, rehin bırakmaz. Türkiye’de, askeri harcamalar artıp dış borç ödeme sınırını aşarken ve ekonomik bunalım derinleşirken, hazine 450 ton altını neden ve ne karşılığı yabancılara teslim etmiştir? Beklenti nedir? Libya’nın 200 milyar dolarına el koyan Batı’ya nasıl güvenilmiştir? Elde kalan son devlet varlıklarını, “Varlık Fonu” adı altında elden çıkarılmasının, altın olayıyla bir ilişkisi var mıdır? Varsa nedir?

Eski Öykü

Osmanlı Devleti, ilk dış borcu 1854 yılında aldı ve kendini yıkıma götürecek borç sarmalına yakalanmış oldu. Yüksek faizle alınan borçlar, saray yapımı gibi tüketim harcamaları ya da askeri giderler için kullanıldı. Üretimsizliğe bağlı gelir yoksunluğu nedeniyle, alınan her borç yeni bir borcu gerekli kıldı ve Osmanlı devleti, 1875 yılında iflasını ilan etti. Alacaklılar, 1881 yılında İstanbul’da toplandı; üst yönetimini Avrupalı devletlerin oluşturduğu ve devlet gelirlerini alacaklılar yararına yönetmek üzere Düyun-u Umumiye İdaresi kuruldu. Padişah ll.Abdulhamid döneminde yapılan bu anlaşmaya Muharrem Kararnamesi adı verildi.
Osmanlı Hükümeti, Muharrem Kararnamesi’nin 8.maddesi gereği; tahsil edilmesi kolay devlet gelirlerini, “mutlak ve değişmez” bir biçimde borç ödemelerine ayırıyordu. Bu gelirler şunlardı: tütün ve tömbeki (nargile tütünü) rüsumatı (vergileri), ipek öşürü (ondalık vergi), pul ve ispirto resimleri (harçlar), tütün ve tuz inhisarları (tekelleri), İstanbul ve civarı balık avı vergisi, Bulgaristan vergisi, Kıbrıs gelirleri, Doğu Rumeli vergisi, gümrük resimlerinde ve gelir vergisinde oluşacak gelir artıkları.
Türkiye, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yapılan Lozan Konferansı’yla Düyun-u Umumiye rejimine son verdi ve yeni devletin üzerine düşen borçları ödedi. Siyasi bağımsızlık yanında mali bağımsızlığını da gerçekleştirdi.

Borç Yükü

Türkiye’nin 2002’de 130 milyar dolar olan brüt dış borcu 2016’nın ilk yarısı itibariyle 421.4 milyar dolara yükseldi. Bu çok hızlı bir artıştır ve Türkiye’nin yaşadığı cari açık nedeniyle (cari açık: kazandığından çok harcamak gibi birşey) ödenebilirlik boyutunu aştı. Osmanlı’da olduğu gibi, borç alarak borç ödeyen bir ülke haline geldi.

Hazine Altınları Neden Gitti

Hazine altınları, borç miktarının arttığı ve ödeme güçlüğü çekildiği bir aşamada İngiltere’ye gönderildi. Gönderimin nedeni ve amacı konusunda herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle, irdelemeyle bir sonuca ulaşmak zorundayız.
Durum şudur: Türkiye altın rezervinin tümüne yakınını (% 92), emanet adı altında rehin bırakmıştır. Bu durum, verilen ödünün dışardan gelen ciddi ve önemli bir istemin karşılığı olduğunu göstermektedir.
Merkez Bankası’ndaki rezervin önemli bölümü, özel şirketler ya da kişilerden tahvil senedi ve kredi karşılığı alınan paralardan oluşmaktadır. Hazinenin kendi parası değildir. Yeterli rezerv olmazsa, günü geldiğinde tahvillerin ödemesi yapılamayacaktır. Ekonominin kırılganlığı ve yaşanmakta olan çatışmalı ortam gözönüne alındığında, yapılan işin yaratacağı olumsuzluk kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
İngiltere’nin Türkiye ile kurduğu ticari ilişkiler konusunda sicili kirlidir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde, Osmanlı devletinin parasını peşin ödeyerek yaptırdığı gemileri, savaşı gerekçe yaparak teslim etmemişti. Fırsatını bulduğunda bir gerekçe uydurup altınlara el koyma olasılığı vardır.

Altınlar Rehin mi?

Altınlar borca karşılık rehin bırakılmış olabilir. Dış borcun önemli bölümü, devletin kefaletinde özel şirketlere aittir. Özel şirketler ekonomik durgunluk ve dolardaki artış nedeniyle güç durumdadır. Dışarıya olan borçlarını ödeyememe olasılığı vardır.
Bu durumda devlet kendi borcuyla birlikte şirket borçlarını da ödemek zorunda kalacaktır. Oysa, bugün borç alarak borç öder duruma düşülmüştür. Gelir düzeyi düşük, ürettiğinden çok tüketen bir ülke haline gelen Türkiye, sürekli duruma gelen cari açıkla, borç ödemek bir yana, günlük yaşamını bile borç alarak yürütür durumdadır. Bu nedenle, eğer borca karşılık rehin bırakıldılarsa, altınların geri dönmeme olasılığı yüksektir.

Osmanlı’ya Geri Dönüş

Türkiye, Osmanlı’nın son dönemine geri dönmüş durumdadır. Borçlar ödeme sınırını aşmış, gelirler düşmüştür. Varlıklarını satarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Borç ödeyemez duruma düşen Osmanlı İmparatorluğu, borç ödeme işini Düyunu Umumiye İdaresi’ne vermişti. Benzer uygulama, farklı yöntem ve araçlarla günümüzde de yapılmaktadır.
Ülkenin varsıllığını dışarıya aktarma işleyişi, “Kemal Derviş yasalarıyla” Türk hukuk sistemine yerleştirilmiş ve 14 yıldır uygulanmıştır. Özelleştirmeler, toprak satışları, madenler, işletme imtiyazları ve kiralamalarla toplanan paralarla harcama yapılmış, bunlar yetmeyince dışarıdan borç alınmıştır. Bugün gelinen yer, borç alarak borç taksidi ödeme noktasıdır.

Varlık Fonu

Varlık Fonu, Duyunu Umumiye’nin günümüzdeki sürümüdür; onun yaptığı işleri yapacaktır. Kolay toplanan devlet gelirlerine el koyacaktır.
Varlık Fonu uygulaması, bütçesi fazla veren zengin ülkelerin, refahın geleceğe taşınması için uyguladığı bir girişimdir. Türkiye’de tam tersi bir amaç için uygulamaya sokulmuştur. Belli ki, refah değil borç ve yoksulluk geleceğe taşıyacaktır.
Devlet varlıklarının elde kalanları, yeni borç alabilmek ve ayakta kalmak için kullanılacaktır. Varlık Fonu’nun amacı; “dış kaynak temin etmek” ve “büyük ölçekli yatırımlara kaynak sağlamak” olarak açıklanmıştır. Bu açıklama, parasız kalmanın ve borç bulamamanın itirafı niteliğindedir.
“Dış kaynak temin etmek”, yeni dış borç bulmak demektir. Ayrıca, hükümet, “büyük ölçekli yatırımlara kaynak” ayırmamakta bunları kefil olarak özel şirketlere yap-işlet-devret ile yaptırmaktadır. Bu nedenle, açıklama gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçek şudur: Altınların rehine verilmesi yetmemiştir ve para elde etmek için kalan devlet kurumları elden çıkarılmaktadır. Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, PTT, borsa İstanbul Anonim Şirketi, Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme Anonim Şirketi, Eti Maden ve Çaykur; altınları bekleyen sona doğru yola çıkarılmıştır.

Kaynak Aktarımı

Avrupa’ya kaynak aktarımı; dış borca ödenen faizlerden ayrı olarak, farklı yöntem ve araçlarla sürekli hale gelmiştir. Türkiye, Gümrük Birliği Protokolü’nü imzaladığı 1995 yılından 2016 yılına dek, Avrupa’yla yaptığı dış ticarette verdiği açık 267 milyar dolardır. Bu açık; borç faizleri, özel şirket ve kişi aktarımları gibi açık olanlar dışındaki muazzam bir dolaylı kaynak aktarımıdır.









Arkadaşlarınızla bu yazı paylaşın.

25 yorum:

507rr dedi ki...

Almanya'nın altınları nerede bir araştırın bakalım :) Bir tek TR'ye özgü değil bu durum. İngilizce google araması ile görebileceğiniz gibi onlarca yıldır tartışılan bolca su götürmüş bir pilav bu.

sahinler.com dedi ki...

450 Ton altın hangi tarihlerde ingilize verildiğinide yazsaydınız keşke

hks571 dedi ki...

507rr . almanya 1950 den beri fiili olarak amerikan işgali altında ordusu olmayan bağımsız olmayan bir ülke

Demokles dedi ki...

Kendi ülkesinin pozisyonunu başka bir ülkeyi örnek vererek bu yapılanı normal göstermek hangi partinin politikasıdır ? AKP elbet... Bu çizgide burada yazanların da bu partili olduğu bellidir...

Metin Aydoğan Kuramsal Aktarım dedi ki...

Almanya, altınlarını geri çekti Sayın 507rr. Olumsuz örneği kanıt yapmayın lütfen.hks507'nin yorumuna dikkat ediniz.

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Metin Aydoğan Kuramsal Aktarım dedi ki...

Bay Adsız, Buraya her türlü yorum yapabilir, dilediğiniz gibi eleştiri yapabilrsiniz. Ancak, üslubunuzu terbiye sınırları içine çekerek.

507rr dedi ki...

1. Almanya altınlarını geri çekmedi. Çekmek istedi, hepsini hemen vermediler. 2020'ye kadar uzayacak bir programla geri çekmeye başladı. http://www.zerohedge.com/news/2016-01-27/germany-has-repatriated-over-366-tonnes-gold-new-york-and-paris

2. TCMB'nin 450 ton altını yok. Bakan her zamanki gibi brüt rezervi söylemiş. 450'nin sadece 110'u bankaya ait. Kalan 340 ton ise mevduat bankalarının yatırdıgı zorunlu karşılıklar. Bunlar da Londra'da sertifika olarak alınan dijital altınlar. Sadece TCMB hesabına dijital olarak virmanlanıyorlar. Ortada en baştan beri fiziki altın zaten yok. Yani, 110'un yarısı Londra ise bu da normal. Almanya büyük dövüşle 3-4 yılda alabiliyor. TCMB'nin istemeye cesareti bile yoktur.

3. Türkiyede 6500 ton yastık altı altın var geyiği de tamamen hayali. Bankalar altın günü düzenliyor hepi topu 1-2 ton altın geliyor. Millet açlıktan kırılıyor ama yastıkaltı hep altın dolu? anlamsız. Asgari ücretle çalışan adam düğün altınlarını yıllar önce sattı. Durumu iyi 1 milyon kişide de öyle binlerce ton altın yok.

Metin Aydoğan Kuramsal Aktarım dedi ki...

Londra'ya altın yatırmayı neredeyse olumlayacaksınız Sayın 507rr. Londra'nın esrarengiz mali işleyişi,özellikle azgelişmiş ülkelere yönelik libor başta olmak üzere, borç ilişkilerine yön veren modern tefeciliktir. Almanya, 2.Dünya Savaşı'nın yenilmiş ülkesi olarak yatırmak zorunda bırakıldığı altınlarının bir bölümünü kurtarabilmiştir. Bugün dünya devi olmasına karşın, altınını geri almak için uğraş veriyor. Çünkü ABD'de o kadar altın yok. ABD İngiltere,kurdukları mali sermaye egemenliğiyle dünyayı haraca bağlayan haramilerdir. Siz ne anlatmak istiyorsunuz? Emperyalizm denen olguyu bilmiyor musunuz?

Bahadır Sansarcı dedi ki...

Riviera kıyısında küçük bir kasaba, yaz sezonu ancak yağmur yağıyor, yani kasaba bomboş, herkesin borcu var ve kredi ile yaşıyorlar
Şans eseri otele zengin bir Rus geliyor ve resepsiyona 100 dolar bırakıp, odaya bakmaya çıkıyor

Otel sahibi parayı hemen alıp, kasaba olan borcunu ödüyor
Kasap, 100 doları hemen kaparak toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor
Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, kriz nedeniyle kredili hizmet veren dükkan sahibine götürüyor.
Dükkan sahibi parayı alıp aynı otele giderek oraya olan borcunu ödüyor.
Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip 100 dolarını geri alarak kasabayı terk ediyor.
Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor ancak
TÜM KASABA BORÇLARINDAN KURTULUYOR VE GELECEĞE ÜMİTLE BAKIYOR... bahsedilen zenginlikler burada görüldüğü gibi tamamen hayalidir.

Metin Bey;

Yazı için öncelikle tebrik ederim. kaleminize sağlık.
Duyun-u umumiye'nin tarihini yada osmanlının son dönemlerini biraz araştırdığımızda aslında ne kadar benzer bir durumdayız net şekilde görülebiliyor. fakat bir tane daha Atatürk yok ve gelmeyecek. o yüzden de bize ilke ve düşüncelerini bıraktı. Şimdiye kadar gerçek anlamda sahip çıkamamışız ama artık sahip çıkma zamanıdır. saygılar.

Metin Aydoğan Kuramsal Aktarım dedi ki...

Teşekkürler Sevgili Bahadır.

mehmet tosunoglu dedi ki...

Herkesin anlayabileceği bir dille 1854 den bu yana ülkemizde borçlanma-borç ödenmesi konusunda neler olmuş bu kadar öz olarak anlatılamazdı.
Çok teşekkür ederim Metin Aydoğan Bey.

507rr dedi ki...

olumladığım bir durum yok. sadece kapitalizmin kuruldugu günden yana işleyen bir durumu yeni fark edip de şaşırmak ilginç geliyor. Anglosaksonlar sistemi kendi kurallarına göre işletiyor, alabilen varsa alsın. TCMB geri çekse eleştirecek değilim. sadece ülkenin en büyük sorunu bu değil demek istiyorum. şirketlerin 400 milyar dış borcu var, bankaların altını Londrada tutulsa ne, tutulmasa ne. TCMB'nin kendia ait 110 ton altını var, bunun 33 tonu Türkiyede. kalan 77 tonu Londra ve FED'de... yani hepi topu 3 milyar dolarlık altın şu tartışmanın döndüğü altınlar. TCMB ye dilekçe kampanyası başlatın geri çeksin o 77 tonu da.

Metin Aydoğan Kuramsal Aktarım dedi ki...

"Şaşırmayı" nereden çıkarıyorsun. Basit bir iş yapıyoruz. Altının İngiltereye götürüldüğünü halka bildirip, konuyu irdeliyoruz. Yazının içeriğine yani borç ilişkilerine yönelik birşey söylemiyor, altının miktarıyla uğraşıyorsun.Duyunu Umumiye'ye, Varlık Fonu'na hiç ilişmiyorsun. Konuyu genişçe yaz,yayınlayalım.

cemcinol dedi ki...

İşşizlik fonunda birikmiş olan 3 milyar doları bu nedenle Varlık Fonuna aktardılar zaten. O 77 tonu da alamayacaklarını bildikleri için. Altın zaten 2.dünya savaşından bu yana fiziki olarak kullanılmıyor. Şu linki okumakta yarar var; https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Bretton_Woods_Anla%C5%9Fmas%C4%B1

ugrasozcan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ugrasozcan dedi ki...

Hocam enfes bir yazi paylasmissiniz.Saygilarimla

YanıtlaSil

ms li dost dedi ki...

.

mkburat dedi ki...

Altınlar İngiltere'ye hangi tarihte gönderildi ve Şubat 2017 itibari ile son durum nedir? Bu bilgi olmadan böyle bir haberi referans göstererek konuşmak konuşanı zor durumda bırakabilir. Bu nedenle açıklama yapılması gerekiyor.

ilteriş dedi ki...

Maliye Bakanı Şimşek (kendsi de İngiliz vatandaşı) ne zaman yapmış bu açıklamayı sayın Akdoğan? Bu verileri bulabileceğimiz bir yer var mı?

Unknown dedi ki...

yandaslar kaybolun.altınların ne işi var onu acıklayın.fiziki altın degılmıs de vs vs..bos lakırtı. kendını garantıye almadan mılyarlarca dolar borcu kım verır uyanıklar

Blank card dedi ki...

Merhaba, bir kredi talebinde bulunmak yerine programlı bir boş ATM kartı edinin ve seçilen ATM kartına bağlı olarak 1,000 $ ila 100,000 $ tutarında bir çekiş yapın, bu parayı borcu ödemek ve bir iş kurmak için kullanabilirsiniz Kendi. Bu ATM kartını dünyanın herhangi bir yerinde gönderiyoruz ve dünya üzerindeki herhangi bir ATM makinesinde çalışabiliyor. Şimdi bize e-posta gönder: Blankmastercards@yahoo.com

Unknown dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Mankurt Mankafa dedi ki...

pilava birazda ben su ekliyeyim, Almanyanın toplam altın reservi 3378 ton bunun sadece 1710 tonu almanyada, 1236 tonu New York ta, 432 tonu da Londrada bulunmaktadır. 2. Dünya savaşından sonra tamamı 91 ton olan Fransadaki altını geri almıştır. 2020 yılına kadarda New York ve Lonradaki reservin yarısını geri almayı planlamışlardı fakat 23.8.2017 tarihli bir haberle bunun gerçekleştiğini bildirdiler. Fakat tüm devletlerin bir miktar altını New York yada Londra da stokladıkları doğrudur ve olağandır. Ama hiç kimse tamamını hatta altın reservlerinin yarısını bile USA ve UK da tutmaz. Dövize bağımlı ülkeler altınlarını Londra yada new York borsasında satıp Dolar yada Sterline çevirirler. Ayrıca bu altın nakliyatıda oldukca maliyetlidir. Not Almanlar altınlarını geri çekiyorsa ya güvenmedikleri için yada krizin kokusunu almışlardır.

Yorum Gönder