25 Eylül 2013 Çarşamba

ULUSLAŞMA SÜRECİNDE DİLİN ÖNEMİ


“Türk dili; çekim biçimindeki hiç bozulmayan düzgünlük ve düzeni, yapısından gelen kavrama kolaylığı ve yaratılan olağanüstü anlatım gücünü anlayabilenleri heyecana sürükler. Türkçedeki en ustalıklı yapı, eylem (fiil) yapısıdır. Hiçbir dilin anlatamadığı ya da ancak birçok sözcükle anlatmaya çalıştığı anlam inceliklerini, Türk dili tek bir sözcükle anlatabilir. Türk dilini incelerken, insan zekasının dilde başardığı büyük mucizeyi görürüz”         
Friedrich Maks Müller Alman Dilbilimcisi

22 Eylül 2013 Pazar

ABD VE “TÜRK MİLLİ EĞİTİMİ”


“Bugünkü okullarda yetişen gençlere ülke yönetimi teslim edilemez. Biz, laik okullara karşı imam–hatip okullarını bir seçenek olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri, bu okullarda yetiştireceğiz.Cevdet Sunay TC 5.Cumhurbaşkanı

Eğitimde Yönetim Devri: İkili Anlaşma

Türkiye, 27 Aralık 1949 tarihinde ABD ile “Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma” adıyla bir ikili anlaşma imzaladı. İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı olduğu bir dönemde imzalanan anlaşmanın en önemli özelliği, Türkiye’de kazanılacak Amerikan yanlısı kadroların eğitilme biçimlerinin saptanması ve bu uğurda yapılacak harcamaların karşılama yöntemlerinin belirlenmesiydi. Anlaşma; Türkiye’den ABD’ne gönderilecek Türk öğrenci, öğretim üyesi ve kamu görevlileri ile ABD’nden Türkiye’ye gönderilecek Amerikalı ‘uzman’, ‘araştırmacı’ ve ‘eğitimci’ nin statülerini belirliyordu.

18 Eylül 2013 Çarşamba

KEMALİST EĞİTİM DİZGESİ (SİSTEMİ)- II


Yoktan Var Etmek

        Eğitim Birliği Yasası’yla birlikte, girişilecek atılımlar için yoğun bir hazırlık çalışmasına girişildi. Öğretmen ve mali kaynak eksikliği, ilk elden aşılması gereken ana sorundu. Bu sorun, yalnızca eğitimcilerin değil, onlar başta olmak üzere, ülkedeki (ve ülke dışındaki) okumuş yazmış herkesin, “eğitim seferberliğinde” göreve çağrılmasıyla aşılmaya çalışıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nda, biraraya getirilen eğitim uzmanları, Türk toplumuna uygun, gereksinimlere yanıt veren eğitim programları ve ders kitapları hazırladılar; eğitim örgütlenmesinde yeni yapı ve işleyişler getirdiler.
        Mali sorunları aşmak ve kaynakların kullanımını verimli kılmak için, 1927 yılında Eğitim Vergi Kanunu çıkarıldı. Bu yasayla eğitim vergisinin toplanmasında İl Özel İdare Kurullarının yetkisi kaldırıldı, gelirler bir yerde toplandı. 1935’te çıkarılan Eğitim Müdürleri Kanunu’yla, eğitimle ilgili bütün yetkiler, Milli Eğitim Bakanlığı’na verildi. Devrimci kişiliğiyle ulusal eğitimde büyük atılımlar gerçekleştiren Mustafa Necati, bakanlığı döneminde; Rüştü Uzel, Nafi Atuf Kansu, Cevat Dursunoğlu, İsmail Hakkı Tonguç gibi, Cumhuriyet eğitiminin simge isimlerini, kilit görevlere getirdi.

16 Eylül 2013 Pazartesi

KEMALİST EĞİTİM DİZGESİ (SİSTEMİ) - I


Cumhuriyet’in ilk döneminde binbir güçlükle oluşturulup uygulanan eğitim dizgesi, bugün büyük bir bozulma içindedir. Osmanlı’nın son döneminde yaşanan eğitim karmaşası yeniden yaşanıyor. Dışarda hazırlanıp içerde uygulanan eğitim izlenceleri (programları) gençlere öğrenmeyi değil, öğrenmemeyi öğretiyor. Çok başlı eğitim yeniden gündemde. Dinsel eğitim yayılıyor. Günümüzdeki çöküş ve geri dönüşü yaşarken, okulların açıldığı bu günlerde Cumhuriyet döneminde yoksunluklar içerisinde gerçekleştirilen büyük eğitim atılımını anımsatmak istedik. Umarız bu güne yönelik sonuç çıkarmada yararlı olur, çözüm içeren düşüncelerin oluşmasına katkı sağlar.


13 Eylül 2013 Cuma

SAKARYA MEYDAN SAVAŞI'NIN ÖNEMİ





13 Eylül, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktasını oluşturan Sakarya Zaferi’nin yıldönümüdür. Sıradışı yoksulluk içinde kazanılan bu savaşın, günümüzde ders çıkarılacak birçok yönü vardır. Savaşan askerler üniformasızdır ve paçavraya dönen giysiler içindedir. Yüzde yirmi beşinin ayakları çıplaktır. Silah donanımı eksiktir. Açlığını gidermek için doğadan ot toplayıp yemektedir. Ön safta çarpışan subayların yüzde sekseni, erlerin yüzde altımışı ya şehit olmuş ya da yaralanmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın önderine ve savaşı kazanan orduya saldırmanın moda olduğu günümüzün ihanet ortamında Sakarya’yı anımsatmak istedik.

7 Eylül 2013 Cumartesi

NE YAPMALI



Gelecekten kaygı duyan yurtsever insanlar, ülkenin içinde bulunduğu olumsuz koşullardan kurtulması için yapılması gerekenin ne olduğunu düşünüyor, araştırıyor ve tartışıyor. Son dönemde kendiliğinden gelişen kitlesel eylemler etkili oluyor. Ancak, güven veren kalıcı birliktelikler oluşturmada yeterince başarılı olamıyor. Olumlu bir gelişme olarak, birlikte davranma ve örgütlenme gereği her geçen gün daha çok vurgulanıyor. Ancak bunun nasıl sağlanacağı hala netleşmiş değil. "NE YAPMALI" yazısını, yapılması gereken konusuna yeni bir bakış getirdiği için bloğa alıyoruz. Bu yazı, ÖRGÜTLENME AMA NASIL sorusuna yanıt arıyor ve örgütlenme yöntemi öneriyor. Tartışılmasının yararlı olacağına inanıyoruz.


1 Eylül 2013 Pazar

DİNSEL BAĞNAZLIK VE "ŞAPKA DEVRİMİ"


Baş giysisi sorununu, bir başka deyişle fesin yerine şapka giyilmesinin, uygarlık demek olmadığını kuşkusuz biliyordu. Ancak, “baş giysisi değiştirmenin, din ve iman değiştirme olduğunu” söyleyecek kadar geri inançların bulunduğu bir toplumda, gelişip ilerlemenin olanaksız olduğunu da biliyordu. Onun çözmek için uğraştığı ana sorun, düşüncelerde yaşayan boş inançları söküp atmak, bilimi ve özgür düşünceyi egemen kılmaktı. Bu nedenle Kastamonu’da başlattığı girişim, “başlık değil, baş davasıydı.”