19 Ekim 2017 Perşembe

TÜRK TÜTÜNÜ VE ULUSLARARASI SİGARA TEKELLERİ


AKP Hükümeti, Meclis’e getirdiği bir torba yasayla, Osmanlı’nın Reji idaresini, Türkiye’ye yerleştirecek olan süreci tamamlıyor. Turgut Özal, Kemal Derviş ve 15 yıllık AKP uygulamalarından sonra, bugün son nokta konuyor. TEKEL’e elkoyan uluslararası tütün tekellerinin isteği doğrultusunda bir yasa çıkarılıyor. Torba Yasa’nın 68.Maddesi; ‘yasaya uymayan’ sarmalık kıyılmış tütün üreticilerine, ağır para ve hapis cezaları getiriliyor. Herhangi bir tütün tüccarıyla (tütün işlemeciliği tümüyle yabancı şirketlerin eline geçtiği için bunlara tüccar değil, şirket taşeronu demek daha doğru) sözleşmesi olmayan üretici; tütün ekemeyecek, satamayacak, satın alamayacak, satışa hazırlayamayacak, taşıyamayacak ve bulunduramayacak. Bunlardan birini bile yapan 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

17 Ekim 2017 Salı

ABD’YLE ÇATIŞILIYOR MU?


AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, belirli bir süreden beri, Batı’yla özellikle de ABD’yle çelişkileri olduğunu gösteren açıklamalar yapıyor; ABD ile çatıştığı izlenimi veriyor. Açıklamaları değerlendiren bir kısım yorumcu; Erdoğan’ın Washington’un verdiği desteği yitirdiğini’, ‘üzerinin çizildiğini’ ya da ‘Batı gözünde miyadının dolduğunu’ söylüyor. Bir başka kesim; ‘AKP’nin dış politikada ister istemez Atatürkçü politikaya döndüğünden’, ‘vatan savunmasından’ hatta ‘anti-emperyalist tutumdan’ söz ediyor. Yandaş kesim ise; ‘Yedi düvelle mücadele edildiğini’, ‘dik ve sağlam bir ulusal duruş gösterildiğini’, ‘Batı’ya diz çöktürüldüğünü’ söylüyor. Televizyon konuşucuları bunları anlatıyor, gazeteler bunları yazıyor.


14 Ekim 2017 Cumartesi

NUTUK


Atatürk, 15 Ekim 1927 Cuma günü okumaya başladığı Nutuk’u, günde altı saat okuyarak altı günde bitirdi. Yazmaya başlamadan önce; dokuz ay boyunca bilgilerini yeniledi, belge topladı ve mücadele arkadaşlarıyla sıkça bir araya geldi. Düşüncelerini yazıya dökerken, yakın çevresinin görüş ve değerlendirmelerini aldı. Anımsıyamadığı ayrıntılar için, olayları birlikte yaşadığı insanları bulduruyor, onların görüş ve değerlendirmelerini alıyordu. Değinmek istediği bir olayı birkaç kanaldan doğrulamadan kullanmıyordu. Gerçeği yansıtamama ya da yanlış kanı uyandırma kaygısı, çalışmasının her aşamasına egemendi. Doğruluğunu gördüğü uyarıları kesinlikle değerlendiriyor, uyarılara hak verdiğinde, günler süren çalışmasını yeniden ele almaktan çekinmiyordu. İçeriğe olduğu kadar yazılıma da önem veriyordu. Yazdığı notları derleyip son biçimini verirken, beş yüz sayfalık yapıtı kendi elleriyle yazdı; yüzlerce belgeyi, bizzat kendisi toplayıp değerlendirdi. Tümceler ve sözcükler üzerinde titizlikle duruyor, dil bilgisi kurallarına aşırı özen gösteriyor; uygun sözcük kullanımına önem veriyordu.

12 Ekim 2017 Perşembe

ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞU


Birçok insan, Osmanlı Devleti’nin 470 yıllık payıtahtı İstanbul’un, yeni devletin de başkenti olmasını istiyordu. Oysa, Ankara’nın başkent yapılması, basit bir kent seçimi değil, tarihsel boyutu olan önemli bir siyasi yönelişti; dünya görüşüyle ilgili bir anlayıştı. Gücünü korumak için, Anadolu’yu yüzyıllar boyu sömüren ve bu işi yabancılarla birlikte yapmaktan çekinmeyen çürümüş İstanbul’la hesaplaşmak, ‘araya mesafe koymak’ gerekiyordu. Yeni devlet, çıkarcılığa dayalı Batı uyduculuğunun üstesinden gelmek ve tam bağımsızlığa dayanan özgürlükçü anlayışı egemen kılmak için, Anadolu’dan ve ortasındaki Ankara’dan yönetilmeliydi. Güçlü ve özgür bir geleceği yaratmak, Anadolu’ya Anadolu halkının egemen olmasıyla olanaklıydı.

10 Ekim 2017 Salı

ATTİLA İLHAN’I ANARKEN


Attila İlhan, tek alana indirgenerek dar kalıplar içerisinde değerlendirilemez. O, yaşamı ve dünyayı çözmüş bir bilge kişiliktir. Anadolu kültürüyle modern çağın çok yönlülüğünü, evrensel boyutlu bir bütünlüğe ulaştırmıştır. Olay ve gelişmeleri yorumlama yeteneği yüksektir. Karmaşık sorunları, yalın çözümlemelerle halkın kavrayacağı önermeler halinde getirir; belgeyle konuşmayı ilgiyle izlenen tiyatral bir gösteriye dönüştürür. Yazılarındaki anlatım gücü, konu hakimiyeti ve olayları birleştirme becerisi mükemmeldir. Anlatmak istediği konuya gelmek için, önce okuyucuyu/dinleyiciyi, özgün betimlemelerle iç ferahlığı yaratan bir yolculuğa çıkarır. Olayları birbirine ustaca bağlar ve eşsiz bir anlatımla ana konuya gelir. Akademik makalelerle anlatılabilecek tarih ya da politika konularını, gerçek boyutuna zarar vermeden bir sanat yapıtı haline getirir ve sunumunu müzikal bir dinleti tadına ulaştırır. Bu yöntemin yaratıcısı olan Attila İlhan, benzeri olmayan bir edebiyat ustasıdır.