12 Aralık 2017 Salı

TEKKE VE TARİKATLARIN KALDIRILMASI


13 Aralık 1925’te yürürlüğe giren yasayla Tekke ve Zaviyeler kapatıldı. Bu yasayla, şeyhler ve dervişler, tekkelerini kapatmakla kalmadılar, yan örgütleri durumundaki derneklerini de dağıttılar. Kendilerine ayrıcalık sağladığına inandıkları biçimsiz giysilerini çıkardılar. Herkes gibi; ceket, iskarpin, pantolon, kasket ya da şapka giydiler, kravat taktılar. Sokakta hiç kimse, onları artık diğer insanlardan ayıramıyordu. “Başkasının sadakasıyla geçinen” insanlar ortadan kalkmıştı. Belki de yaşamlarında ilk kez, “emekleriyle geçinmek için” çalışmaya başlamışlar, halk içinde yaşayan emekçiler haline gelerek kişiliklerini bulmuşlardı. Onlar, artık Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları, eşit haklara sahip bireyleriydi. Bunların bir bölümü, okul ya da camilerde kapıcılık, bekçilik gibi hizmet görevi yapan devlet görevlileri, bir bölümü zanaatlar, bir bölümü de, “keçi kılından şapka örüp satan” esnaf haline geldiler.

7 Aralık 2017 Perşembe

YUNANİSTAN ZİYARETLERİ VE KIBRIS


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Aralık’ta Selanik’e gidiyor. Bir ay önce Binali Yıldırım İngiltere’ye gitmişti. Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Erdoğan’dan önce Atina’ya gidip Başbakan Aleksis Çipras ve Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias’la görüşmeler yaptı. Kotzias, 23 Ekim’de Türkiye’ye geldi. Çipras ise,17 Ekim’de ABD’ye gidip Trump’la görüştü; ‘Türkiye’yi şikayet etti’. Şubat ayında Selanik’teYüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantısı’ adı verilen bir toplantı yapılacak. Bu trafik, hayra alamet değil. Türkiye, ekonomideki kriz derinleşirken, terörle mücadele hız kesmeden sürerken, Suriye’de Kürt egemenliği genişlerken ve Yunanistan adaları işgal edip silahlandırılırken; Atina ile kurulan uzlaşma politikası ne anlama geliyor?

4 Aralık 2017 Pazartesi

5 ARALIK 1934; CUMHURİYET VE KADIN HAKLARI


Kadın sorununun çözümünü, ‘Türk kadınına ödenmesi gereken bir borç’ olarak görüyordu. Savaşı tüm ulus kazanmıştı ama kadınların taşıdığı yük ve gösterdiği özveri çok yüksekti. ‘Yaz kış demeden, kucaklarında çocukları, önlerinde cephane yüklü kağnılarıyla ordunun ihtiyaçlarını karşılamışlar’; bununla yetinmeyip, erkeklerin bıraktığı çalışma alanlarını doldurmuşlardı. ‘Tarla sürüp ürün yetiştirmişler, evlerinin yiyecek ve yakacağını sağlayarak ocaklarının ateşini yanar tutmuşlardı’. Anadolu kadını gerçekleştirdiği kutsal eylemle, hem yuvasını hem de orduyu ayakta tutmuştu. Bu gerçeği, herkesten çok, o biliyor ve yargısını; “Dünyada hiçbir ulusun kadını, ben Anadolu kadınından daha çok çalıştım, ulusumu kurtuluş ve zafere götürmek için, Anadolu kadını kadar hizmet ettim diyemez” sözleriyle dile getiriyordu.(x)

SİYASETTE “KUTSAL İTTİFAK”; ÖZELLEŞTİRME


Türkiye’de bugüne dek değişik büyüklükte 204 KİT, 94 kuruluşta bulunan kamu payları (halka arz ve İMKB’de hisse satışı yoluyla), 10 liman, 81 elektrik santrali, 40 Tesis/işletme, 3 bin 483 taşınmaz, 3 gemi ve 36 maden sahası satılmıştır. Satışların toplam tutarı 68 milyar dolardır. Satış bedelleri ve sözleşme koşulları incelendiğinde göze çarpan ilk özellik, satışların düşük bedellerle ve işletmenin bankadaki parasıyla birlikte satılmış olmasıdır. Kimi satışta bedeller o denli düşüktür ki satılan malın adeta üstüne para verilmiştir. Seka Balıkesir İşletmesi 1,1 milyon, Amasya Şeker 1,25 milyon (Balıkesir Seka ve Amasya Şeker’in satış bedeli İstanbul’da ortalama bir dairenin fiyatı kadardır), PETKİM 273,7 milyon, Seydişehir Alüminyum (tüm taşınmazlar ve barajıyla birlikte) 305 milyon, SEKA Aksu İşletmeleri 3,5 milyon, Eti Bakır 21,8 milyon, TÜPRAŞ 453,9 milyon dolara satılmıştır.

2 Aralık 2017 Cumartesi

ÖZELLEŞTİRME Mİ SOYGUN MU


Özelleştirme uygulamaları Türkiye’de, geri dönüşün, dışa bağımlılığın ve ekonomik çöküşün kuramsallaştırıldığı; bilinçli ve tasarlı anti-ulusçu bir izlencenin son aşamasıdır. Toplumsal yaşamı ulus birliği temelinde sürdürüp geliştirmenin gerçek unsurları olan kamusal işletmeler, azgelişmiş ülkeleri ayakta tutan ekonomik güç merkezleridir. Bu merkezleri elden çıkarmanın, ulus-devlet varlığının temel dayanaklarını ortadan kaldırma anlamına geleceği açıktır. Özelleştirme uygulamalarının, ulusal çözülmenin yolunu açan ve bu uygulamaları ister istemez ulus karşıtlığına götüren bir eylem olmasının nedeni budur.